Sayfa Yükleniyor.
Lütfen Bekleyin...
info@yesilkoymasaj.net 0545 737 28 18

Bilgi Bankası

Aromaterapi Masajı

Bitki özlerinden elde edilmiş karışımlardan hazırlanan özel yağlar kullanılarak uygulanan bir yöntemidir. Aromaterapi’de dikkat edilen, temponun düşük ve hareketlerin şiddetinin hafif olmasıdır. Rahatlatıcı, gevşetici ve dinlendirici bir özelliğe sahiptir. Aromaterapi’de oluşan etki hem yapılan temas hem de uygulanan yağın kimyasal özelliği ile olmaktadır. Farkı amaçlar için elde edilmiş yağlar belli oranlarda karıştırılarak uygulanmaktadır.

Tüm bakımlarımızda Fransa’nın ünlü sertifikalı organik aromaterapi ürünleri ve bitkisel esansiyel yağlar markası olan Florame Aromatherapie ürünleri kullanılmaktadır.

Özyağlarla (esansiyel yağlar) yapılan aromaterapi, deri yüzeyini daha çok ısıtır ve yoğun kas, eklem ağrılarına ve zayıf dolaşım bozukluklarına çok faydalı olur. Aromatik özyağların keyifli kokusu, duygusal kaynaklı fiziksel sıkıntılar üzerinde de çok etkilidir. Özyağlarla nefes rahatlatılabilir, sakinleşme ve yavaşlama ile kişi kendini daha iyi hissedebilir. Aromaterapi, maksimum iyileştirme özelliği sağlar. Beynimiz, koku ve dokunma gibi farklı kaynaklardan farklı sinyallerle sürekli iyi yönde uyarılır. Kişi kendine bakıldığı ve şımartıldığı duygusuyla rahatlar, dinlenir, arınır ve denge bulur.

Uygulama süresi yaklaşık 60 dakikadır.

Şifalı ot ve çiçek yağlarıyla yapılan aromaterapi hem cildi beslemekte hem de kokunun şifa özelliği kullanılıyor. Klasik bir teknik ile tüm bedene sürülen yağlar önceden seçilebilir. Zihinsel ve fiziksel yorgunlukta biberiye özü, sinüzit ve nezlede okaliptüs yağı üst solunum yoları için iyi gelecektir.

Aromaterapi, bitkisel Aroma yağları ile terapi uygulama yöntemidir. Aromaterapi’de kullanılan yağlar, bitkilerin kök, çiçek, yaprak vs. bölümlerinden elde edilen saf uçucu yağlardır.

Aromaterapi çok eskiye dayanan bir tedavi yöntemidir. Köklerini Hindistan ve Çin uygarlıklarında görebiliriz. Mısırlılar ise aroma yağlarını mumyalamada ve ayinlerde kullanmışlardır. Aromaterapi daha sonra Mısır’dan Yunan uygarlığına geçmiş, oradan da bütün dünyaya yayılmıştır.

Eski zamanlarda aromaterapi bir koruyucu hekimlik sistemi idi. Ama dünyada ilaç sanayii başlayınca ve hazır ucuz ilaç elde edilince, zahmetli olan bu işlemden zamanla vazgeçilmiş ve aromaterapi gündemden kaybolmuştur.

Yüzyılımızın başlarında Fransız Kimyager Doktor Gattefosse, laboratuvarında yaptığı bir deney esnasında kaza ile elini yakmış (gaz lambası ile), o sırada elinde bulunan şişeden dökülen lavanta yağının elini süratle iyileştirdiğini farketmiştir. Daha sonra yaptığı araştırmalar sonucunda yağların, güçlü antiseptik, mikrop öldürücü, iyileştirici, hızlı hücre yenileyici etkilerinin olduğunu saptamıştır. Ayrıca aroma yağlarının kan dolaşımı yardımı ile lenf sistemine ulaştığını ve hücre arası sıvı (extra cellular fluid) yolu ile iyileştirdiğini kanıtlamıştır. Diğer bir Fransız, Dr. Jean Valnet ve Madam Maury da bu konuda iyi araştırma yapan uzmanlar arasındadır. Dr. Jean Valnet, İkinci Dünya Savaşı’nda aromaterapiyi, yaraları tedavi etmek ve çabuk iyileştirmek için geniş olarak kullanmıştır. Bir biyokimyacı olan Madam Maury ise konuyu, kozmetik ve gençleşme tedavilerine kadar yaygınlaştırmıştır. Günümüzde Avrupa’da, özellikle İngiltere ve Fransa’da popülerlik kazanan bu yöntem, zamanla bir yaşam biçimi haline gelmiş bulunmaktadır.

Aromaterapi, bitkisel öz yağların kimyasal yapısı ve enerjilerinden faydalanan, teneffüs (buğu), kompres, banyo ve diğer yollarla uygulanmasını içeren, sağlık ve güzelliği destekleyen doğal bir terapidir. Bitkisel öz yağlar, aromatik bitkilerden buhar-damıtma yoluyla elde edilen konsantre yağlardır. Bu öz yağlar günlük yaşamda genellikle kullanılan diğer vücut yağlarının aksine, cilt tarafından çok kolay emilen, çok güçlü etkileri olan ve dikkatle kullanılması gereken yağlardır.

 

Ağda nedir ? Agda nasıl uygulanır :

 

Ağda Uygulanması : Bölgenin iyice temizlendiğine emin olduktan sonra ağda ince bir şekilde, tüylerin çıkış yönüne doğru sürülmelidir. Konserve ağdalarda ise ağdanın ısısı bilek iç kısmına sürülerek kontrol edilir. ağda olabildiğince ince sürülmelidir. Bunun için spatula ile alınan ağda her bölgeye eşit ve ince şekilde sürülüp kıl yönünde bir kez daha sıyrılmalıdır. Böylece her tarafa eşit miktarda ağda yayılmış olur. Kartuş ağdalarda tüylü bölgenin üzerinden bir kere geçmek şartı ile uygulamayı yapmalısınız.

 

Ağda Sürülen Ağdanın Çekilmesi : Kullandığımız ağda ister konserve ister kartuş olsun uygulama kalitesi ve hijyen açısından çekme işlemi sunulan kağıt bezlerle yapılmalıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta , kağıt bezi ağdalı bölgeye avuç içi ile iyice yapıştırmak ve bezi bir elle çekerken diğer elle de germelidir. Tüy yönünün tersine yapılan bu işlemde bez muhakkak kılın çıkış yönüne ters yönde ve kısa aralıklarla çekilir. Çilt gerilmeden çekme işlemi yapılırsa kılcal damarlara zarar verebilir. Kızarıklık ve morarma olabilir. Özellikle yüz gibi hassas bölgelerde uygulama küçük parçalar halinde yapılmalıdır. Bıyık bölgesinde, tüylerin yönü aşağı olsada cildi rahat gerebilmek için ağda yan yapılmalıdır. Hassas bölgelerde aynı bölgeye ikinci kere yapılacak uygulama morarma ve kızarmaya sebebiyet verebilir.

 

Ağda da Temizleme ve Bakım : Ağda işlemi tamamlandıktan sonra kalan ağda parçalarının alınması gerekir. Bunun için temizleme yağı kullanılmaktadır. Ağdadan sonra tahriş olmuş cildin dezenfekte edilmesi, nemlendirilmesi, ve kızarıklığın alınması gerekir bunun için nemlendirici Beauty Image Köpük, masajla vücuda yedirilir. En son olarak da tüylerin azalması ve çıkmaması için Beauty Image Ampulleri masajla vucuda yedirilir.

 

Ağda da Yapılmaması Gerekenler : Ağda işlemi bittikten sonra alkollü ürünler kullanmayınız. Aynı gün içerisinde lekelenme riskinden dolayı solaryum ve güneş banyosu yapılmamalıdır. Ağdadan bir gün önce ve sonrası epilasyon yapılmamalıdır. Açılan gözeneklerden enfeksiyon alınabileceği için 3-4 saat banyo yapılmamalıdır.

 

Ağda da Çıkabilecek Sorunlar : Güneş veya solaryumla bronzlaşmış ciltler ağda sonrası lekelenmiş gibi görünebilirler. Bu ağdanın cildin ölü üst deri tabakasını almasındandır. Vücut peelingi sorunu çözecektir. Koltuk altında oluşan lekelerin en büyük nedeni ağda işlemi öncesi bölgedeki teri ve deodorantı temizlememekten meydana gelir. Ağda işlemi sonrasında kesinlikle deodorant kullanılmamalıdır. Kızarma hassas ciltlerde görülebilir, birkaç saat içerisinde yok olur. Morarma tamamen kullanım hatasıdır. İki kere aynı kağıdı yapıştırmak, kağıdı ters çekmek, çekerken deriyi germemek gibi nedenlerden meydana gelir. Sivilcelenme normaldir. Birkaç gün içinde geçer. Ellenmemelidir.

 

Sir Ağda nedir ?

 

Bir depilasyon yöntemi olan sir ağda, çam ağaçlarından toplanan farklı reçinelerin, balmumu, yağlar gibi diğer maddelerle karıştırılıp bir takım işlemlerden geçirilmesi ile elde edilen kuvvetli bir ağdadır.

 

Sağlıklı
1. Sir Ağda bitkisel, güvenilir ve sağlıklıdır.
2. Son derece hijyeniktir.
3. Kartuş, spatula ve ağda kağıtları tek kullanımlık olduğundan, kişiye özel uygulamadır, hijyenik ve sağlıklıdır.

 

Pratik
4. Kolay ve pratiktir.
5. Hazırlığı kolay ve süresi kısadır. Hazırlık, cihaz içine ağdayı yerleştirip cihazı çalıştırmaktan ibarettir.
6. İşlem süresi kısadır. (Profesyonel bir uzman, komple ağdayı –iki tam bacak + kolaltları + bikini bölgesi- yaklaşık 20-40 dak. arasında tamamlar.)
7. Yağ ile çözülür, duş gerektirmez. Salonlarda duş birimi bulundurulmasına gerek yoktur.

Acısız
8.
 Diğer uzun süreli yöntemlere göre acısız ve ağrısızdır.


Profesyonel
9.
 Özel ısıtıcı cihazlar içinde ısıtılır.

10. Kendiliğinden döner başlıklı kartuşlardan veya metal konservelerden spatula yardımıyla alınarak sürülür.
11. Özel çözücü yağ ile temizlenir.
12. Tek kullanımlık ağda kağıtları ile çekilir.
13. Eğitimli uzmanlarca uygulanır.
14. Diğer yöntemlerin aksine, müşterinin ve uzmanın beğenisine hitap edecek bol çeşit (renk, koku, aroma ve kıvam ) seçeneği vardır.

Etkili
15.
 Sir Ağda çok kuvvetli bir ağdadır, en kısa tüyleri dahi alır.

16. Düzenli kullanıldığında kıl köklerini zayıflatarak kılların daha zayıf, ince, seyrek ve uzun sürede çıkmasını sağlar. (Reçinenin kıl köklerini zayıflattığı ispatlanmış bir gerçektir.)
17. Sir Ağda kesinlikle şeker içermez, bu sebeple kıl köklerini beslemez.
18. Doğru uygulandığında batık, lekelenme, morarma yapmaz.
19. Sir Ağda, kılı kökünden almakla kalmaz, kılı besleyen yağ kesesi ile beraber alır. Bunun için kılın tekrar çıkma süreci sir ağda ile uzar.
20. Sir Ağda işlemi aynı zamanda peeling görevi görerek cildin üzerindeki ölü tabaka da alındığından cilt yenilenir ve tazelenir.
Eğitimli, deneyimli ve profesyonel uzmanlar tarafından, kaliteli ürünlerle doğru uygulandığında ve birkaç unsura dikkat edildiğinde hiçbir risk içermez. Batık, leke, morarma yapmaz. Hemen arkasından hafif kızarıklık, tahriş ve irritasyon normal olsa da, cildi ağda sonrası rahatlatacak ürünlerden ve yoğun pudralı sir ağda çeşitlerinden yararlanılarak rahatsızlıklar en aza indirilebilir ve önlenebilir.

 

Detoks nedir?

Detox’un ne olduğunu öğrenmeden önce toksin nedir önce onu öğrenelim? Toksin; Zehir demektir. Toksinler hem vücudumuzda üretilir hem de dışarıdan alınır. Detox ise; Herhangi bir yolla vücudumuza giren veya vücudumuz tarafından üretilen ve atık madde olarak dışarı atılmayı bekleyen zararlı toksinlerden kurtulmak anlamına gelmektedir. Latince kökenli bir kelimedir ve Detoxikation kavramının kısaltılmışıdırdetoks

Zararlı toksinler nasıl oluşur?

Toksinle kısmen dışarıdan alınır, kısmen vücutta oluşur. Modern bilimde genelde serbest radikal olarak adlandırılan bu toksik maddeler doğadaki kirlenme sonucu, solunum yoluyla, yiyecek ve içeceklerle vücuda girerler. Ayrıca yanlış beslenme şekli ve sindirim sisteminin güçlü olmaması sonucu vücutta da oluşurlar. Arınma kürüyle toksinler temizlendikten sonra Amrith Kalash’ın kullanılması arınmanın etkisini daha da arttıracaktır.

Ayurvedik detoks nedir?

Ayurveda’daki detox yöntemi Pancha-Karma’dır. Pancha-Karma sadece zararlı toksik artıkları temizlemekle kalmaz, yaşlanmaya ve hastalığa toksinlerle birlikte yol açan fizyolojik dengesizliği de giderir. Pancha-Karma ile fizyolojiyi yöneten Vata, Pitta veKapha özellikleri arasında dengeyi kurar ve dokulardaki toksinleri yumuşatarak dolaşım sistemine çeker, oradan da bağırsaklarda toplayarak etkin ve doğal yöntemlerle bağırsaklardan temizlenir.

Detox’ta amaç nedir?

Detox’ta amaç vücudumuzu toksinlerden arındırarak sağlığımızı korumak, vücudumuzdaki sıvıların asitleşmesini önlemek, asit -baz dengesini korumaktır. Sağlıklı bir vücutta kan ve vücut sıvılarının hafif alkali olması beklenir. Alkalik vücut sıvısı ve kandaki oksijen, aynı zamanda güçlü bir bağışıklık sisteminin temelidir. Kanın asitleşmesi organlarımıza ve beyin hücrelerimize zarar verebilir.

Detoks’u ne zaman yapmak gerekir?

Detox ihtiyacı, kişiye ve sağlık durumuna göre değişir. mevsim değişikliklerinde detox yapmak vücudumuz için faydalı olabilir. Her mevsim yapılabilimektedir.

Detox şekilleri nelerdir?

1- Total oruç / sadece su, çay ve sebze-meyve suları ile

2- Bazik oruç / beslenme (asit üreticilerini yemeyerek)

3- Tek yönlü beslenme: Sadece pişmemiş gıdalar ile beslenme (sıvı ya da katı)

4- Haftanın bir günü katı hiç bir şey yememe

5- Değişik dini oruç şekilleri

Detoks süreleri ne olmalıdır?

1- Total oruç için: En az 5 gün ve en fazla 21 gün; yılda 1-2 kez.

2- Bazik beslenme için: En az 7 gün ve en fazla 21 gün; yılda bir kaç kez.

3- Tek yönlü beslenme (sadece meyve ya da çiğ besinler) için: Haftada belli bir gün sürekli

4- Haftanın bir günü katı hiç bir şey yememe: Süresiz

Niçin detox yapmalıyız?

1- Hastalıklardan korunmak

2- Organları dinlendirmek

3- Arınmak

4- Gençleşmek

5- Deriyi temizlemek

6- Yaşlanmayı geciktirmek

7- Motivasyonu artırmak

8- Verimlilik sağlamak

9- Sakinleşmek

10- Enerjik olmak

Kimlerin detox yapması önerilmez?

1- Akut psikolojik tedavi görenler,

2- Gebeler ve emzikliler,

3- Yüksek tansiyon hastaları,

4- Gut hastaları,

5- Kalp-damar sağlığı bozuk olanlar,

6- Kemik hastaları,

7- Kan şekeri düzensizliği yaşayanlar,

8- Şeker hastaları,

9- 16 yaşın altındaki genç ve çocuklar,

10- Bedenen ağır işte çalışanlar,

11- Sağlık sorunu olan yaşlılar,

12- Kansızlığı olanlar,

13- Düzenli ilaç almak durumunda kalanlar detox yapmamalıdırlar.

Kimlerin detox yapması önerilir?

1- Bulantı hali,

2- Paslı dil,

3- Bir sağlık sorunu olmadan, fazla kiloları nedeniyle zayıflama programına girenler,

4- Kabızlık,

5- Zihinsel bulanıklık, irritasyon, gözaltında morluklar oluşanlar,

6- Kötü nefes,

7- Kabızlık,

8- Kötü beden kokusu yaşayanlar,

9- İshal,

10- Ciltte yara ve aknesi bulunanlar,

11- Sigara ve alkol tüketenler, kimyasal malzemelerle çalışanlar,

12- Kan testleri normal çıkanlar detox yapabilirler.

Sauna “kuru buhar banyosu” olarak tanımlanabilir ve geleneksel Fin hamamı olarak da bilinir. Saunada loş bir ışık vardır, sessizce ve rahatça oturulur. Sıcaklık genellikle 80°C ila 110°C’dir. Aşırı sıcak ile terleme yoluyla vücuttan toksik maddelerin atılmasını, gözeneklerin temizlenmesini sağlamaktadır. Sauna dolaşım sistemini hızlandırarak toksin atmanızı ve oksijenin hücrelere daha yoğun gitmesini sağlar.

Sauna, beden ve ruh sağlığı için mükemmel bir ortam sağlar. Uyumlu bir sıcaklıkla toksinlerin atılması, dinlenme ve ardından soğuk su ile alınan duş, kan dolaşımını düzenler, gerginliği azaltır, dinlenme ve huzur sağlar.

Saunanın Faydaları

• Sauna; kalpdolaşım ve sinir sistemini düzenleyen bir kültür-fizik olayıdır. İnsan vücudundaki hızlı, yoğun sıcaklık artışları ve düşüşleri saunanın ana prensibini oluşturmaktadır.

• Deri tabakasının üst düzeyinde sıcaklık normalden 10°C daha fazla yükselir, aynı zamanda deri tabakasının altında sıcaklık normalden 1°C daha artar. Bu da vücuttaki hastalıklara karşı koyan madde olan antikor üretimini artırır.

• Kan damarları genişlediği için kan akışı hızlanır. Organizmamız vücut sıcaklığını deriyi soğutarak sabit tutmaya çalışır ve yoğun bir terleme ile reaksiyon verir. Deri, ölü hücrelerden temizlenerekcanlanır. Yumuşak ve pürüzsüz bir yüzeye sahip olur.

• Yoğun terleme, insan vücudundaki su ve toksinlerin dengesini ayarlar. Özellikle spor yaptıktan sonra saunaya girilmesi tavsiye edilmektedir. Bunun sebebi olarak da kas ağrılarına neden olan laktik asidin terleme yoluyla atılması gösterilmektedir. Finli atletlerin mukavemet sporlarındaki başarısının saunadan kaynaklandığı düşünülmektedir. Günümüzde düzenli sauna banyoları başarılı atletlerin çalışma programlarında yer almaktadır.

• Sporcular egzersize gösterdikleri uyum sonucu terlediklerinde fazla tuz kaybetmezler; sulu terlerler. Sauna, insanın pasif durumda iken sulu terlemesini sağlar. Böylece aktif terlemede oluşan yorgunluğun tam tersine saunada terleme ile yorgunluk giderilir.

• Düzenli sauna banyoları solunum yollarının daha düzenli çalışmasına da yardımcı olmaktadır.

• Sauna banyosu kardio-vaskular sistemini ve kan basıncını olumlu yönde etkileyerek, kalbe ve bütün kardio-vaskular sistemine stressiz bir antrenman yaptırmaktadır.

• Sauna, toplam kan proteinlerinde artışa neden olur. Bu artış da dokulara daha fazla oksijenin ulaşmasını sağlar.

• Sauna, vücudun dış etkilere karşı direncini artırır.

• Soğuk duşla tamamlanmış ve kurallarına uygun olarak yapılan sauna ziyaretlerinin yararları görüldüğü gibi çok geniş bir yelpazeye sahiptir. Sauna ile günlük yaşamın bütün stresinden ve yorgunluğundan kurtulur, yaşamdan keyif alırsınız.

• Günümüzün stresli dünyasından biraz olsun uzaklaşmak istiyorsanız ailenizle, arkadaşlarınızla ya da yalnız yapacağız sauna banyosu ile kendinize sağlığınız için zaman ayırın. Günümüzde lüks olmaktan çıkan sauna, stressiz ve sağlıklı bir yaşam için bir sağlık uygulaması olduğunu kanıtlamıştır.

• Sauna terleme yolu ile vücuttaki su ve toksinlerin dengesini sağlar. Sauna banyolarının kardiyo vasküler sistem ve sağlık açısından çok önemli olan kan basıncı üzerinde çok yararlı etkileri vardır. Düzenli olarak saunaya girmek terleme yolu ile gözeneklerin açılmasını ve cildin ölü hücrelerden arınarak son derece pürüzsüz ve canlı bir görünüme ulaşmasını sağlar.

• Sauna dolaşım sistemini hızlandırarak ve düzenleyerek, özellikle kan proteinlerini arttırır, oksijenin hücrelere daha yoğun gitmesini sağlar.

• Saunanın rahatlatıcı ve dinlendirici etkisi ile yorgunluk ve stres gibi olumsuzlukları ortadan kaldırarak sinir sistemi için de olumlu etki yapar. Saunanın antikor üretimini arttırması bağışıklık sistemini güçlendirir ve bizi dış etkenlere karşı son derece dirençli hale getirir.

• Saunanın solunum yolları üzerindeki düzenleyici etkisini de unutmamak gerekiyor.

• Sauna cilt güzelliğinin yanı sıra bazı bölgelerde istenmeyen yağlanma ve selülit oluşumunu engeller. Kısaca sauna vücud sağlığı ve güzelliği için mükemmel bir yoldur.

Fin hamamları (saunalar)

Fin hamamları (saunalar), Türk hamamından oldukça farklı bir geleneğin ürünüdür. Kayıtlara göre ilk saunalar MS 5. ila 8. yy’da ortaya çıkmıştır. Erken dönem saunalar bir tepenin veya höyüğün içine kazılmıştır. Araç-gereç ve teknoloji ilerledikçe ahşap binalar kullanılmaya başlanmıştır. Bir şöminede taş parçaları odun ateşinde ısıtırlır. Odadaki hava ısındıkça ateşten çıkan rayiha da odayı kaplar.

Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer. Yanan tahtaların odaya sinen kokusu, temizlenme töreninin bir parçasıdır. Bu tür kokulu banyoya Fince savusauna (duman saunası) denir. Çoğu kişi dumanın ve tahtanın kokusunu rahatlatıcı bulur.

Geleneksel Fin hamamında mayo, havlu veya peştemal pek giyilmez, çıplaklık bu toplumda tabu değildir. Aileler saunaya hep birlikte giderler. Bu eski bir gelenektir, pek çok ailenin özel saunası vardır. Kamuya açık saunalarda erkek ve kadın bölümleri ayrıdır. Saunalar cinsellikle ilgili görülmez, Fin halkı için sauna, kiliseden sonra en kutsal kabul edilen mekandır. 20. yy’ın başlarına kadar pek çok Fin kadını çocuklarını sıcak ve temiz bir ortam sayılan saunada doğurmuştur.

Saunada loş bir ışık vardır, konuşulmaz, sessizce ve rahatça oturulur. Sıcaklık genellikle 80°C ila 110°C’dir. Bazıları üzerinde yaprak bulunan huş ağacı dallarını birbirine bağlayarak ‘vihta’ yapar ve onunla ciltlerine hafifçe vurur. Vihtalar dükkanlarda da satılır ve buzdolabında kışın kullanmak üzere saklanabilir. Vihta kan dolaşımını hızlandırır, huş ağacı kokusunun ferahlatıcı olduğu söylenir.

akuzi motor aracılığı ile uygun boyut ve dizayndaki küvetlere monte edilen su kanalları (jetler) ile küvetin içine su ve hava püskürten bir sistemdir.

Bilindiği gibi hidromasajın basit tanımı, su ile yapılan masajdır. Bunun en ideal uygulandığı yer ise banyo küvetleri, compact duş kabinleri ya da SPA tabir edilen masaj havuzlarına aplike edilmiş hidromasaj kombinasyonlarıdır. Bu kombinasyonlarda suyun, buharın ve havanın hem fiziki hem de terapik etkilerinden yararlanılmaktadır.

Hidroterapide asıl olan suyun hareketi sonucu ortaya çıkan insan vücudunun verdiği pozitif tepkidir. Su vücuda enerji kazandırır, vücudu toksinlerden arındırır ve vücut ısısını dengeler. Suyla birlikte farklı bitkiler ve mineraller uygulandığında ise suyun 1001 mucizesine yenilerinin katıldığı kanıtlanmıştır.

Hidromasajın başlıca etkilerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

  • Kan dolaşımını hızlandırarak toksinlerin vücuttan atılmasında, Sinir uçlarını uyararak bazı ağrıların dinmesinde,
  • Metabolizma ve sinir sistemindeki bazı rahatsızlıklarda,
  • Aşırı kilonun yol açtığı rahatsızlıklarda, Uykusuzluk sorunlarında,
  • Stres ile mücadelede, Dolaşım sistemi bozukluklarında, Sindirimle ilgili rahatsızlıklarda, Kas, kemik ve eklem ağrılarının tedavisinde destekleyici rol oynamaktadır.

Peeling, üst derinin soyulması ile derinin yenilenmesi ve cilt sorunlarının giderilmesinde uygulanan en etkili yöntemdir. Peeling’te temel amaç, cildin hasar görmüş tabakalarını kaldırarak sağlıklı tabakayı ortaya çıkarmak ve cildi canlandırmaktır. Cildin uyarılması ile yeni hücre oluşumu hızlanır ve bu sayede cilt daha sağlıklı parlak ve pürüzsüz bir görünüme kavuşur.

Cilt bakımında cildin nem oranının dengelenmesi, akne ve dış etkenlerden korunması için vitaminler ve antioksidanlar içeren profesyonel ürünler kullanılıyor. Mezolifting (cilt mezoterapisi) sonrası tamamlayıcı olarak ta uygulanır.

 

Cilt Bakımı başlamadan önce güzellik uzmanlarımız tarafından cilt analizi yapılır. Cilt analizi neticesinde kişinin Cilt Tipi belirlenir ve bu cilt tipine yönelik uygulanacak profesyonel kozmetik ürünler seçilir. Kullanılacak kozmetik ürünler belirlendikten sonra aşağıda aşamaları verilen cilt bakımına başlanır:

  • Cilt uygun temizleyiciler (süt, jel, vs.) kullanılarak temizlenir.
  • Cildi ölü hücrelerden arındırıp, hücre yenilenmesini aktive etmek için Peeling uygulaması yapılır.
  • Cildin gözeneklerini açmak için aquagel sürülerek buhar uygulanır.
  • Ciltteki siyah noktalar (komedonlar) vakum veya trikomedon ile temizlenir.
  • Temizleme işleminden sonra 3 dakika kadar yüksek frekans uygulanarak cilt dezenfekte edilir.
  • Cilt tipine ve ihtiyacına göre uygun serum ve ampüller, iyontoferez ile cilde uygulanır.
  • Daha sonra, cilt tipine göre belirlenen Maske cilde uygulanır.
  • Uygulanan maske temizlenir, tonik ile gözenekler sıkılaştırılır ve son olarak nemlendirici krem ile cilt rahatlatılır.